9 Ağustos 2009 Pazar

Gerçeküstü anlar


İnsanın başına bazen öyle şeyler gelir ki gerçekliğine inanamaz. Başa gelenlerin gerçekliği şüphesizdir ama akıl başa gelenlerin kendi başına geldiğini kabul etmemekte direnir. Öyle garip bir haldir ki bu sanki ruhunuz bedeninizden çıkmıştır, yukarıdan bir yerlerden başınıza gelenleri eliniz kolunuz bağlı izler vaziyettesinizdir. Yaşanan an gerçekliğini yitirmiştir. Bir film sahnesi, bir rüya, bir kitap sayfası olma ihtimali gerçekten yaşanıyor olma ihtimalinden yüzlerce kez daha yüksektir. İşte bu anlardan net hatırladığım bir kaç tane var. Biri, babamla mutfak masasında yemek yerken yaptığım o konuşma. Bir diğeri teyzem öldüğünde geçirdiğim günlerde yaşadıklarım. Son olarak da toplantı masasının başında yapılan o konuşma. O zamanlarda ne ben bendim ne de söylediklerim benimdi. Hiçbir duygu, hareket, davranış, sözcük bana ait değildi. Ben yukarıda izleyendim. Benim yerime biri üzerine düşeni yapmak için olmam gereken yerlerdeydi.

Ve işte bugün yine aynı şey oldu. Annem evde olmadığı için yemek yapma görevi üzerime kalmıştı. Patatesleri haşlamak için mutfağa gitmiştim. Patatesler haşlanırken bir yandan da vakit kaybı olmasın diye mutfak masasında kitap okuyor, kağıtlara notlar alıyordum. İşte o anda ruhum sanki bedenimden ayrılıp yukarılara yükseldi. Ruhumun yukarılardan gördüğü sahnede, çatallı tokayla arkadan topuz yapmaya çalıştığı saçlarından yüzüne düşenleri üfleyerek “P&G’nin 165 Yıllık Serüveni”ni okuyan, bir yandan okuduklarını not alırken bir yandan da patateslerin haşlanmasını bekleyen bir kız vardı. Sahnede birbiriyle uyumsuz nesneler vardı. Yolunda gitmeyen bir şeylerin varlığının kokusu, ait olma olgusunu altüst eden bir varoluşun izleri vardı. Bir yerde sorun vardı ama neredeydi?

Aslında sorunun yeri belliydi de çözüme biraz daha zaman vardı.

Özgün İçerik Kodu: 747EDA2A10F74EE6E6EABC720154FD205335E92A

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder