"Gebze Organize Sanayi Bölgesi'ne nasıl giderim?" diye sorsam herkes şunu söyler:
"Sabancı Üniversitesi'ne doğru düz devam ediyorsun. Sapma falan yok. İşte o yolda düz giderken gişelerden sonra sağa ayrılan sapaklar var ya. İlki Kartal çıkışı. İkinci Çayırova çıkışı. Üçüncü de Şekerpınar. Üçüncüden çıkacaksın. Şekerpınar gişelerinden Gebze Organize'ye çıkarsın."
Bana sorsalar ben de böyle tarif ederim. Nitekim bugün de babamla arabanın içinde üçüncü sapaktan gireceğimizi biliyor olmanın ve daha önce gelmiş olmanın verdiği güvenle konuşa konuşa ilerliyorduk. Sağ şeritte ilerleyen kamyon ve iri araçlar sebebiyle Çayırova sapağı denen 2. sapağı kaçırmışız. Hal böyleyken 3. sapak olan Şekerpınar sapağını 2. sapak sandık. 3. sapağın levhasına hem Çayırova hem de Şekerpınar yazmak hangi aklın ürünüydü bilemiyorum. Her kimse o kişi, bugün bana/bize ettiği eziyetler yüzünden kendisine teşekkür edeceğim. Herkesin 120km/sa hızla seyrettiği bir yolda sapak levhasının önünde durup düşünme şansımız yoktu elbette. Saydığımız 2. sapak oluşunun üzerine levha üzerinde Çayırova yazması da eklenince "Burası herhalde 2. sapak. 3. de ilerdedir." diye düşündük.
Hayatımızın hatasını yapmışız. 3. sapağı geçince sapma olasılığı ortadan kalkıyormuş. O noktadan sonra artık sapıtma evresine adım atılıyormuş. Dakikalarca hüzünlü gözlerle sağa bakıp bir sapak arayarak ilerledik. Gitmemiz gereken yere de belirli bir saatte varmamız gerekiyordu ama doğru sapağı kaçırdığımızı anladığımızda o belirli saate daha 45 dakika olduğu için çok kaygılanmadık. Gelin görün ki en yakın sapağa uzanan yol uzadıkça uzadı. Nihayet sonunda sağda Gebze sapağını gördük. "Tamam" dedik. "Gebze'nin içinden yol vardır herhalde. GOSB Levhası falan koymuşlardır." Koymuşlar koymasına da nereye koymuşlar acaba? Gebze'nin içine giden yolda ilerleyişimiz uzadıkça sinirlerimizde lokasyon değişiklikleri görülmeye başladı. Az ileride üzerinde Gebze yazan bir levha gördüm. Babam da o yolun Gebze'nin içine gidiyor olabileceğini bizim düz devam etmemizin daha mantıklı olacağını söyledi. Hiçbir fikrim olmadığı için evet, olabilir dedim. Geri dönüş yolunun Gebze sapağını geçtik ve daha 2 dakika geçmemişken yanımızdan akan yolda GOSB'un levhasını gördüm. Tabi ki geri dönme şansımız yoktu. "Evet çok mantıklı bir yere koyulmuş bu levha" dedim. Gebze Organize'ye gitmeyi biliyorsan yani nereden sapacağını biliyorsan çok faydalı olabilirmiş! Yapacak bir şey kalmadığından levhalara göre Bayramoğlu'na doğru ilerlemeye başladık. Amacımız tekrar gişelere çıkıp lanet olası sapağa ulaşmak. Bu arada zamana karşı yarış da başladı. Orada olmamız gereken zamana 10 dakika kalmışken gişelere geldik. Gişeleri geçince bu işte bir gariplik olduğunu sezdik. Sabancı Üniversitesi solumuzda olması gerekirken sağımızda kaldı. Ve beklenen cümle babamdan geldi: "Şekerpınar sapağı yine geride kaldı."
Bu cümleden sonra yeni bir mücadele zamanı başladı benim için. Bol sayıda telefon görüşmesi ile gerekli ayarlamaları yapmaya çalıştım. Bu arada babam tekrar geri dönüş yoluna koyuldu. 40 yıllık şöför olarak bir sapak yüzünden Gebze organize'nin etrafında 40 dakikadır dolaşıyor olmak gururuna dokundu. Bu kez artık İstanbul'a dönmeye karar vermiş. Tekrar geri İstanbul'a dönüp gişelerden geçtik ve sapakları saymaya başladık! Zaten kaç tane gişeden geçtik, kaç kere o OGS cihazını cama yukarı doğru tuttum hatırlamıyorum! Bu kez babam 3.yü beklemedi ve 2. sapaktan içeri daldı. "Buradan nasılsa çıkarım ama şu lanet yoldan sapmazsan bir daha çıkamıyorsun" dedi. Sapmak çözüm değil. Yoldan görsen bile saptıktan sonra da Gebze Organize Sanayi'ye çıkmak kolay değil. Ufak uğraşlar sonucunda amacımıza ulaştık. Bu süreç içinde telefonda gerekli ayarlamaları da yaptım. Bu kadar maceradan sonra işimiz halloldu neyse ki.
Peki bütün bu tantananın sorumlusu kim sizce?
3. sapağın önüne bir adet GOSB levhası dikmeyen Gebze Organize Sanayi Bölgesi yönetimi tabi ki! Anayol üzerinde her yere İstanbul Park levhası konulabildiğine göre GOSB'unki de koyulabilir. Sağolsunlar, içeriye levha koymuşlar ama o kadar içeriye koymuşlar ki o levhaları ancak oraya gitmesini bilenler görebilir.
Benim yanımda babam vardı. Neredeyse 40 yıldır araba kullanıyor. İstanbul'un içini ve yakın şehirlere kadar şehirlerarası yolları adı gibi bilen biri. Ya benim gibi ehliyetini yeni almış biri tek başına gidiyor olsaydı? Ya hiç yol bilmeyen biri gidiyor olsaydı? Ya yabancı biri, İstanbul'u hiç bilmeyen biri gidiyor olsaydı? Çemberler çizerek bir yere varamadan saatlerce dolanıyor olurdu muhtemelen. 3. sapağı kaçırdığımız andan gitmek istediğimiz yere varana kadar tam bir saat geçti.
Koskoca Gebze Organize Sanayi Bölgesi dersiniz değil mi? Değilmiş işte. Sevmedim ben bu Gebze Organize'yi. Hiç organize değilmiş. Bir levha koyamamışlar kör olasıcalar.
Özgün İçerik Kodu: 9966D7A6199FD056D754682685EEBAE2354C4EEE
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder