
Mutlu Tönbekici 01.06.2009 tarihli “İzmirli olmak İzmir’in lağım koktuğunu görmezden gelmektir”(1) başlıklı yazısında İzmirli olmanın gözümüze gözümüze sokulan olumlu/modern taraflarına zıt olarak İzmir’in ve İzmirli olmanın olumsuzluklarını ve bu olumsuzlukların İzmirliler tarafından nasıl yok sayılarak hala Polyannacı bakış açısı ile taçlandırıldığını anlatan bir yazı yazdı. İçeriden, yarı İzmirli biri olarak, biraz itiraf biraz eleştiri tadında. Bu yazıda sanırım İzmirlilerin en çok kanına dokunan kısım şehrin lağım kokuyor olmasına karşılık İzmirlilerin bunu hala görmek istemiyor olmalarından yakınan bölümdü. Mutlu’nun bu yazısından sonra olumlu/olumsuz çok sayıda eleştiri aldığı açıktı. Nihayetinde beklenen yazı Yılmaz Özdil’den gelmiş, Mutlu’nun yazısına Yılmaz Özdil köşesinden cevap vermiş (2). Bu çalımı Mutlu Tönbekici çok zekice karşılamış ve “Sevgili Yılmaz Özdil” (3) başlıklı yazısında kendi yazısını resmen Yılmaz Özdil’e aynen postalamış. Bütün bu yazışmaları gülerek izlerken not alıp bir kenara bıraktığım notlarımı anımsadım ve ne zamandır ertelediğim “İzmirlilik” yazısını yazmaya karar verdim.
Daha önce Siminya’nın “Sen onlara bakma Ankara” (4) yazısında dile getirdiği bu konuya cevaben Nur Çintay’ın bir yazısından alıntı yapmıştım. Çintay 03.04.2009 tarihli yazısında (5), daha önce Cumhuriyet mitingleriyle ilgili söylediklerine İzmirli bir kadının cevabını yayınlamıştı. Hülya G. İsimli İzmirli bu kadın Nur Çintay’a şöyle diyordu:
“Genellikle sizin gibi bakımsız, kompleksli ve aldatılan kadınlar kendinden güzel olan kadınları hep kıskanır. Sen KADIN’ın ne anlama geldiğini de bilmiyorsundur. Kocan seni öpüyor mu? Bence bu yüzdendir bu açlığın ve kadınlara karşı duyduğun nefretin. Önce bir giyin, temizlen, Cumhuriyet kadını gibi, İzmir kadını gibi misler gibi kok, bak bakalım kocan seni nasıl öper. Ama bu kafayla bunu ancak rüyanda görürsün. Bir insanın insan içerisine bakımlı çıkması da sana garip geliyordur, ama öyledir, biz öyleyiz. Bunu öğrensen artık iyi olur.”
Yılmaz Özdil’in yazısına bakalım, Mutlu’nun eleştirilerine cevaben yazdığı yazıya girişi nasıl:
“Ne yapalım arkadaş
Bizim kızlarımız sizden güzel.”
İzmir denilince herkes söze neden kızlarının güzelliğinden başlıyor? Siyasetten, lağım kokusundan, hoşgörüsüzlükten bahsedildikçe mevzu hep İzmirli kızların güzelliğine kayıyor, tartışılan konu ortadan yok oluyor. Rakılı, güzel kızlı, mehtaplı, duygusal konuşmalar devreye giriyor. Bir bakmışız hoop lağım kokusu gitmiş, zehirli suyun yerinde yeller esiyor. Karşıdan salına salına mini etekli sarışın- renkli gözlü güzel bir İzmirli kadın geliyor ve herkes ona bakıyor! Size de ilginç gelmiyor mu?
Sözüm meclisten de içeri, bu bir İzmirlilik halidir a dostlar. Mutlu’nn da belirttiği gibi yolu İzmir’e düşmeyenlerin bile sahiplendiği bir acayip haldir bu. İnsanın doğduğu, büyüdüğü yer elbette kişiye değerlidir. Çocukluğunuzu/gençliğinizi geçirdiğiniz, ilk aşk acısını, ilk kavgaları, dertleri, sıkıntıları sevinçleri tattığınız yerler, her gün geçtiğiniz yollar neredeyse oraya bağlılık hissedersiniz. Bunun adı yaşanmışlıktır. Vefadır. Duygudur. Ama Karadenizliler şöyledir, Egeliler böyledir diye ayrım yapmak - mümkün olmakla birlikte ve Türkiye’de pek çok iş hemşerilik ilkeleri üzerinde ilerliyor olmasına rağmen - var mı İzmirlilerden başka şehrine sıkı sıkı tutunan, bağlanan, kavga çıkaran, çemkiren, çirkefleşen, affedersiniz kendini bir halt zanneden? Manşetlerden yüklenen tecavüz, adam öldürme, sevgilisini kayıt altına alıp görüntülerini internette yayınlama, ensest ilişki, liselerde kız/erkek kavgası gibi haberlere göz yuman/yumabilen kaç şehir daha var Türkiye’de? Şehrinde hiç kötü şeyler olmazmış gibi davranan, her şehrin pisliğini belediyesine yıkarken kendininkini şehirde yaşayan “cahil kesimi” ile aklamaya çalışan? Bu tür olaylar hiç yaşanmamış gibi laik/modern maskesinin arkasına saklanarak pislikleri halının altına süpürmeye çalışan başka bir şehir var mı bu ülkede? Memleket bazında bakmamak lazım, İzmir ile alakası olmayan insanlar bile “İzmirliyim” havasında. Zannedersin ki İzmir küçük bir cennet. Güzel olmasına güzeldir muhakkak. Pek çoklarına göre İstanbul’dan kat kat daha yaşanılabilir bir şehir olduğu aşikar. Gelin görün ki “İstanbul da İstanbullular da iğrenç” yakınmalarıyla ortalığı bulandıran biraz-İzmirli’ler nedense İstanbul’un en güzel semtlerinde ikamet etmekte.
Boş teneke çok ses çıkarırmış sevgili okumayanların, bir insan nereli olduğunu her yerde her şeyden önce ortaya atıyorsa bakın o gürültünün altından bir halt çıkmaz. Her memlekette bu tip insanlar vardır. Ama İzmirlerin bunu yapması modernite anlayışı gibi yutturulmaya çalışılır. İtiraz edersen ya yobazsındır ya da İzmirlileri kıskanan çirkin kadınsındır. Sonra kocan seni aldatır. Bu mantığa göre diyelim ki aldatılan bütün kadınlar çirkin ve diyelim ki kocalar eşlerini çirkin oldukları için daha güzel kadınlarla aldatıyor. Ee
her İzmirli kadın İzmirli olmayan bütün kadınlardan daha güzel olduğuna göre çirkin eşleri olan kocalar, eşlerini her kadından güzel o güzel İzmirli kadınlarla mı aldatır? İzmirli kadınların nüfusunun eşlerini aldatan erkeklere oranının çok yüksek olamayacağı da düşünülürse o zaman bir adet İzmirli güzel kadın kaç adet eşini aldatan kocaya, çirkin bakımsız kötü kokulu karısını aldatmakta yardım etmektedir? Vallahi ben demedim, onlar dedi. İnsan ağzından çıkan lafa dikkat ettiği gibi yazdığına da dikkat etmeli.
Hürriyet gazetesinde köşe sahibi bile olabilen bu zihniyeti ne yapmalı, nereye koymalı?
Korkmayın sevgili okumayanlarım, İzmir’e ve İzmirliler’e eleştiri gönderir de çuvaldızı kendimi batırmadan durur muyum? 9 yıl Kadıköy’de yaşadım ve İzmirlilerde görülen modern/laik/zengin/elit kompleksi vakasına bizzat Kadıköy’de de şahit oldum. İki kuşak zenginlik görmüş adamlardan korkacaksınız sevgili okumayanlarım.
“Dünya’da hiç kimse, ama hiç kimse üst sınıf Türkler kadar tiksindirici olamaz” diyor Perihan Mağden kitabında (6). İstanbul’da yaşayanlar bilir, Kadıköy Anadolu Yakası’nın en zengin, öğrenim düzeyi en yüksek ilçesidir. Ya da Kadıköylüler öyle sanır, bilmiyorum. Büyüklüğün getirdiği körlük ile onlar da İzmirliler gibi kendini bir halttan sayma hastalığına yakalanmıştır.
Yer sorunumuz yok ama yazının daha fazla uzamaması için Kadıköylü olmak halini bir sonraki yazıya bırakalım.
(1)
İzmirli olmakİzmir'in lağım koktuğunu görmezden gelmektir, Mutlu Tönbekici, 01.06.2009, Vatan Gazetesi(2)
Herkes biraz İzmirlidir, Yılmaz Özdil, 07.06.2009, Hürriyet Gazetesi(3)
Sevgili Yılmaz Özdil, Mutlu Tönbekici, 08.06.2009, Vatan Gazetesi(4)
Sen onlara bakma Ankara, Siminya, 22.04.2009, siminya.blogspot.com(5)
Aynı insan Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu'nu aynı ölçüde sevebilir mi?, Nur Çintay, 03.04.2009, Radikal Gazetesi(6) Biz kimden kaçıyorduk anne?, Perihan Mağden, Haziran 2007, Can Yayınları
Özgün İçerik Kodu: DACDC16557006D81C4EB92EC6AB1EF7B22D829F9