Sevgili Blog,Bugün 1. yaşını doldurmuş bulunuyorsun. Sana ilk yazdığım gün, dün gibi aklımda. Bir yıldır oranı buranı kurcalıyorum, temanı renklerini değiştiriyorum, boş bulduğum her yerine bir şeyler yazıyorum. Seni hem çok seviyorum blog, hem de senden biraz sıkıldım. Zaman zaman kontrolü elimden alıp beni yönetmeye çalışmandan biraz bunaldım.
Dürüst olacağım blog. Sana yazmaya başladığımdan beri kağıtlara neredeyse hiç yazmaz oldum. Eskiden bir kaç yazı yazar, biriktirir, düzenler öyle tek bir yazı haline getirirdim. Gazetelerin eklerine gönderip şansımı denerdim. Sen hayatıma girdin gireli blog, aklıma ne b.k gelirse yazmaya başladım. Zamansız gitmelerim bundandı blog. Sen kontrolü ele geçirmek için her hamle yaptığında ben çektim gittim. Kafana tokmakla vurarak seni susturdum (kendimi de susturmuş olabilirim tabi.)
Şimdi bir sene geçti blog. Kumanda panelinde 127 yazı görülüyor. Bunlardan sanırım 2 tanesi teyzem hastanedeyken yazılmış ama yayınlanmamış yazılar. O zaman net olarak bununla beraber 126 yazı eder.
Evet, blog. Sanırım artık anlamışsındır. Galiba seni kovmayı düşünüyorum. Benim için yerin her zaman ayrı. Ama hem isimsel hem de tasarımsal bir değişiklik iyi gelebilir diye düşünüyorum. Tam bir karara da varmadım. Aslında sistematik bir değişikliğe gitme yolundayım. Buna da kesin olarak karar vermedim. Bu yüzden, bu kez çok ciddi bir ara veriyorum. Düşünüp döneceğim. Ancak seni bitirme kararı alırsam sevgili blog, yazılarının noktasına bile dokunmadan blogger izin verdiği sürece seni saklayacağım.
Ve siz sevgili izleyicilerim, kararım kesinleştikten ve gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra elbette sizleri bilgilendireceğim.
Blogumun 1. yaşını geride bıraktığı şu günde biraz yenilenmeye, biraz dinlenmeye, biraz değişikliğe giden süreci başlatmış bulunuyorum.
Doğum günün kutlu olsun
ve
güle güle ÇemberinMerkezinde...
Bekleyin beni. Döneceğim.
NOT: Yazıyı 04.10.2009 Pazar günü 00:30 civarında yayınladım. Blogun saat ayarını bozmuşum.