
Motordan indikten sonra otobüs durağına doğru yürümeye başladı. Gözüne kestirdiği en boş otobüse atladı. Otobüsün gidiş yönüne paralel koltuklardan birine oturdu. Ters bile gidebilirdi ama yan gitmekten hiç hoşlanmazdı. Otobüs hareket ettikten sonraki ilk durakta otobüse genç bir anne ve iki kızı bindi. Anne ve küçük kızı yan koltuklardan birine oturdu. Elinde canlı bir gül taşıyan büyük kızı da hemen annesiyle kardeşinin yanındaki, otobüsün ilerleyiş yönüne paralel yerleştirilmiş koltuğa oturdu. Küçük kız 3-4 yaşında, büyük kız da 7-8 yaşında olmalıydı. Otobüs tekrar harekete geçti. Anne kucağındaki küçük kızıyla oynuyor, onunla şakalaşıyordu. Büyük kız ise ara sıra onlara göz atıyor ama çoğunlukla camdan dışarıyı seyrediyordu. Aradan çok geçmeden annesi dönüp büyük kızına bir şeyler söyledi. Kaşları çatılmıştı. Büyük kızın cevabı karşısında yüzüne çileden çıkmış bir kadının ifadesi yerleşti. “Bak” dedi duraklayarak. “ Beni deli etme. Oturmasaydın o zaman.” Dişlerini sıkmış, kızgınlığını belli eden gözlerini iri iri açmıştı. Annenin söylediklerinin hepsini duyamıyordu. “Hep böyle yapıyorsun” dedi sesini yükselterek. Annenin kucağındaki küçük kız ağlamaya başladı. “Ne oldu kızım” dedi anne, küçük kızına dönerek. Gözlerindeki öfke yerini sevgiye bırakmıştı. “Ya, ablama bağırma anne” dedi küçük kız ağlamaklı. “Tamam kızım, bağırmıyorum” dedi annesi küçük kızın yanağını okşarken. Ve tekrar küçük kızla ilgilenmeye başladı. Büyük kız ise hiç cevap vermeden camdan dışarıyı seyrediyordu. Elindeki gülün sapını sıkı sıkı kavramış elleri daha da gerilmişti.
Genç anne ve kızlarının oturduğu koltuklar, oturduğu yere uzak değildi. Biraz bağırsa sesini duyurabilirdi. “Pardon bakar mısınız hanım efendi?” dedi onlara doğru dönerek. “Bana mı dediniz?” diye cevapladı onu kadın. “Evet, bir şey sormak istiyorum da. Şurada oturan çocuk da sizin çocuğunuz mu?” diye sordu parmağıyla büyük kızı işaret ederek. “Evet, ne olmuş?” dedi kadın. Kaşları havaya kalkmıştı. Şimdi otobüste bulunan az sayıda kişi de gözlerini onlara çevirmişti. “Madem sizin çocuğunuz hanımefendi, kucağınızdaki çocuğun bile gösterebildiği merhameti ona niye göstermiyorsunuz? Küçük kızınızı çok seviyorsunuz ama büyük kızınız ağzını açar açmaz bağırmaya başlıyorsunuz.” Otobüsteki herkes gibi kadın da kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. Şaşkınlığı üzerinden atar atmaz kaşlarını çattı ve cevapladı: “Sanane be kadın! Benim çocuğum değil mi, istediğim gibi davranırım. Sana mı soracağım. Manyak mısın nesin be. Gelip bana hesap soruyorsun” Herkes gözlerini “o”na çevirmişti. Şimdi elleri titremeye başlamıştı. Yerinden kalkıp kadına doğru yürüdü. “Evet, beni ilgilendirir” dedi. “İlgilendirmez” diye bağırdı kadın. “Benim çocuğum o, ben çocuğumu severim de döverim de. Kime ne?” Kucağındaki çocuğu yanındaki koltuğa bırakmış, ayağa kalkmaya hazırlanıyordu. “Sevmiyorsun onu” diye mırıldandı. “Gördüm!” Kadın, tam ayağa kalkmak üzereydi ki titreyen ellerini kadının boynuna doladı. Ellerinin arasında kadının genç boynunu hissedebiliyordu. Ellerini gittikçe daha fazla sıkmaya başladı. Kadının gözleri iri iri açılmıştı. Boğazından acayip sesler geliyordu. Annenin boğazına sarılan ellerini daha fazla sıkarken bağırdı. “Gördüm seni! Nefret vardı gözlerinde. Orospu! Bu çocuktan nefret ediyorsun!” Kadının artık sesi kesilmişti. Debeleniyor, “o”nun ayaklarına küçük tekmeler atıyordu. Genç kadının yüzünün rengi değişmeye başlamıştı. Elleri ile nefes almasını engellediği bedenin gücünün azaldığını hissetmesine rağmen kendini durduramıyordu. “Ne biçim annesin sen? İnsan çocuğundan nasıl nefret eder?” diye haykırdı. Genç kadının çırpınmayı bıraktığını görünce, ellerini yavaş yavaş gevşetmeye başladı. Ellerini kadının üzerinden tamamen çektiğinde otobüsün hareketi ile genç kadının cesedi sağa doğru hafifçe eğildi. Kadının yüzüne baktı. Yerinden fırlayacakmış gibi açılmış gözlerinde korku vardı.
“Kızım, iyi misin?”
Otobüste oturduğu koltuğun başında dikilen kadının omzuna dokunması ile irkildi. Titreyen ellerine bakıyordu. “Ben bu ellerle o orospuyu öldürdüm” dedi içinden. “Bu ellerle geberttim onu.” Yüzünde şaşkın bir ifade ile başını kaldırıp kadına baktı. “İyiyim teyze, sağol” dedi. Elleri hala titriyordu.
Başını yana çevirdi. Genç kadın, kucağındaki küçük kızıyla oyun oynuyordu. Büyük kız, elinde sıkı sıkı tuttuğu gül ile camdan dışarıyı seyrediyordu. “O” ise hala iki yana açtığı titreyen ellerine bakıyordu.
Az önce çocuğundan nefret eden o anneyi boğarak öldüren kendi ellerine.
İçinde pişmanlık yoktu.
Büşra AKDOĞAN
Özgün İçerik Kodu: 314956B6CE3BAB61A11B859D8576E740355E06E9

çok etkilendim ya, ellerinize sağlık.
YanıtlaSilteşekkürler kanguru :)
YanıtlaSil