3 Temmuz 2009 Cuma

Polis ne iş yapar?

Afişlerde kullanılan, filmlerde görülen temiz yüzlü, yakışıklı polis memurları gerçek hayatta var mı? Toplamı 24 saati bile bulmayan bir süre içerisinde her çeşit polis memuruyla tanıştım. Çevik kuvvet biriminde, emniyet müdürlüğünde, asayiş şube müdürlüğünde, karakolda, danışmada, kimlik kontrolünde, araştırmada görevli çeşit çeşit memur ile görüştüm. Hatta bazıları o kadar iyi davrandı, o kadar yardımcı olmaya çalıştı ki annem de ben de bu kadar iyi olmalarına şaşırdık. Nihayetinde biz, normal vatandaşların devlet dairelerinde köpek muamelesi gördüğü, esnafın kazıkladığı, müşteri olduğu yerde bile aşağılanan, basit şeyleri yapmak için bile en akıllısının ortalama zekalı bir Avrupalı’dan çok daha fazla çaba göstermesi gereken insanların yaşadığı bir ülkenin evlatlarıyız. Mevzu basit bir konu, önlem için dolanıyoruz. Bazı işlemler yapılması gerekiyor. Saatlerce beklemeler, dolanmalar, oradan oraya yönlendirmeler sonucunda hiçbir şey yapmadan dönüyoruz. Bütün sinirlerimin tepemde dolandığı bu hareketli saatler beni bir tek soru üzerinde düşünmeye itti:
“Polis ne iş yapar?”
• Güvenliği sağlar.
• İnsanlara güven verir.
• Vicdanı olmayanlara polislik yapar.
• Suçluların elini kolunu sallayarak gezmesini engeller.
• Önüne gelenin suç işlemesini engellemek için mağdurlara yardımcı olur.
Bunlar gibi kitaplardan çıkma, güzel görevleri polislere ait biliriz. Neyse ki hala yukarıda sıraladıklarımı ve hatta fazlasını yapan polisler var Türkiye’de.

Şimdi bir de bugün tanıdığım bazı polis memurlarının ve benzerlerinin neler yaptıklarını inceleyelim.

“Polis ne iş yapar?”
• 1 Mayıs’ta işçi döver.
• Slogan atan öğrencileri döver.
• Gözüne kestirdiğini gözaltına alır.
• Parasız kalınca ceza keser.
• Artistlik taslar.
• Çay içer.
• Sigara içer.
• İşini yapmaz.
• Boş boş gezer.
• Vatandaşa bağırır.
• Vatandaşı korkutur.
• Kendisine soru sorulmasından hoşlanmaz.
• Sorgulanmaktan haz etmez.
• Bazısı rüşvet alır.
• Silahını gereksiz yere kullanır.
• Görevini kötüye kullanır.
• Karısını, çocuğunu vurur.
• Silahıyla intihar eder.
• Bir şekilde eline düşen hayat kadınlarından faydalanmak için elinden geleni yapar.
• Gece geç saatte yalnız bir kadın gördüğünde onu ille de fahişe yerine koyar, faydalanmak için gereksiz yere devriye arabasıyla gezdirir.
• Hırsızları bulamaz. Hırsızlık artık sıradan bir şey haline gelmiştir. Soyulan herkes başına geleni kabul eder.
• Hatta bazen dolandırıcılığa, hırsızlığa yardım eder.
• Çete kurar, adam dolandırır.
• Kendini savcı zanneder, hakim zanneder hatta bazen milletvekili zanneder.
• Katilleri bulamaz.
• Bazı suçları ciddiye almaz.
• Görevini yapmaz.

Daha fazlasını yazmak istemiyorum. Gençlerin görev aşkıyla dolu olduğu, orta yaşlıların kendini nimetten saydığı, bürokrasi içinde kaybolmuş, işini sevenini de işinden soğutan yapısıyla emniyet, çeşit çeşit polise ev sahipliği yapıyor. Asayiş büroları, karakollar gibi olmasa da yine de bu yapı içerisinde polislerin Cem Garipoğlu’nu bulamıyor olması normal. Çöp kaybetseler boş boş oturmaktan, şikayette bulunmaya üşeneceklerinden çöpü bulamayanlar katil mi bulacaklar?

Anladığınız üzere ben bugün her türlü polisle karşılaştım. Yardımcı olanlara teşekkür eder, kendini nimetten sayan görevini yapmayanlara vergilerimden ödenen maaşlarını haram ederim. İşsiz olduğu için, borcu olduğu için yuvası dağılmış, intihara teşebbüs eden adamlar dururken ne diye tek yaptığı iş çay içmek olan adamları beslemeye devam edersiniz anlamam ki.

NOT: Asayiş Şube Müdürlüğü, gerçekten de filmlerde görüldüğü gibiymiş. Sivil memurlar, olay yeri inceleme ekibi, olay yeri inceleme odası, görevli olmayanların giremediği delil odaları, kendi aralarındaki nükteli konuşmaları ile kendimi film setinde zannettim. Eğlenceli, zevkli, güzel iş. Başarılar diledim gitti.
Resimdeki uykusuz kapağına buradan ulaşabilirsiniz. Yaklaştırarak soldaki yazıları okuyabilirsiniz. Hatta, lütfen okuyunuz!

1 yorum:

  1. Polis kadar şu hayatta nefret ettiğim bir şey olduğunu hiç sanmıyorum..ve o kadar katılıyorum ki her cümlesine.
    Yazmadan edemeyeceğim, 14 yaşında kadıköye gitmek üzere kızıltoprakta yürürken arkamızdan bir adamın bizi takip ettiğini sezdim.Hava çok soğuk üstümüzde kalın montlar,sabah vakti yürüyoruz öyle..Rahatsız olunca polis karakolunun önünde duran polise derdimi anlatmıştım, böyle böyle diye..
    'siz kuyruk sallamasanız peşinizden gelmez' cümlesini kurdu 14 yaşında 2 kıza..ki çocuğuz resmen..o gün bugündür ölesiye nefret ediyorum..

    YanıtlaSil