
Hayatta yetenekleri karşısında şapka çıkarılması gereken bazı insanlar vardır. Çirkefleşmek, karalamaya çalışmak anlamsızdır. Yeteneklidir işte. Babadan kalma değildir. Üzerine konma değildir. Bu ne adaletsiz dünya dedirten cinsten hiç değildir. Yeteneklidir. Saygı duyacaksın. Nokta. Benim de yetenekleri karşısında şapka çıkarttığım çeşitli meslek grubundan birileri var hayatımda/etrafımda. Bu yazının etrafında şekilleneceği şahıslar ise karikatüristler. Bir Ersin Karabulut olur, bir Umut Sarıkaya olur, bir Bülent Üstün, bir Yiğit Özgür, bir Kenan Yarar olur. Böyle gençler kolay yetişmiyor azizim. Hayır hayır, bugün size Ersin Karabulut’tan bahsetmeyeceğim.
Bu yazıda sizlere karikatürlerinden çok tatlı-hüzün veren gülümsetici yazılarını beğendiğim Umut Sarıkaya’dan bahsedeceğim. Uykusuz alındığında tarafımca okunan ilk sayfa Sandık İçi’dir. “Benim de söyleyeceklerim var!” köşesi son okunan sayfadır. Dergiyi okur okur gülerim. Sonra bilirim ki o köşede beni gülümseten bir yazı bekler. İşte efendim, yine böyle bir günde Umut Sarıkaya’nın köşesini okuyordum. Çarşambaları çıkan Uykusuz’u cumartesileri aldığımdan 27 Mayıs tarihli sayıyı da muhtemelen 30 Mayıs günü okuyordum. Her zaman olduğu gibi sıra o köşeye geldi ve ben, uzak-yakın bir yazı okuyacağım bilinciyle okumaya başladım. Benim için olağan şekilde başlayan Uykusuz seansı “Nasıl lan? Çok güzel yazmış lan. Bu yazıyı mutlaka bloga koymalıyım ama nasıl?” düşünceleri ile sonlandı. Dergi yeni olduğu için yazıyı bloga koyup emek çalmaktan kaçındım. Haftaya yayınlarım diyerek dergiyi bir yere koydum. Aralarda birkaç kez aklıma gelip ertelesem de üzerinden beş hafta geçtikten sonra yazıyı ancak yayınlamaya karar verdim. Ama zaten işin zor kısmı da burada başlıyordu. Üzerinden beş hafta geçmişken üç aydır taşınırken dağılan kütüphanesini bile düzeltemeye üşenen ben, Uykusuz’un o sayısını nasıl bulacaktım? Başlamak bitirmenin yarısıdır şiarıyla arama operasyonuna başladım.
Eski sayılar şurada, kıytırık dergiler burada, 1 lirayken aldığım Tempo ve türevi dandik dergiler şu kısımda, fuarlardan belki iş bulurum umuduyla aldığım lüzumsuz bol resimli tanıtım broşürleri şunların üstünde, eski penguenler en altta diyerek dergi arşivimi gözlerimle sınıfladım. Yakın tarihe ait dergiler yani taşındıktan sonra alınanların akıbeti ise çok belirsizdi. Oda kapısının arkasındaki kütüphanede bölge bölge rastlanan süreli yayınlar masa üzerinde yığılı kitap/kağıt tomarlarının arasından da yer yer baş gösteriyordu. Öyle ki bir şeyler yığmak için eşyaların üzeri yetmemiş masanın ayaklarını oluşturan ızgara bölmelerine de dergiler/kitaplar yerleştirilmişti, pardon yığılmıştı. Kütüphanedekilerden başladım. Bazıları eski bazıları yeniydi. Bazı dergiler yalnızca ortalarından kıvrılmış bazıları ise önce ortalarından sonra yarısının ortasından bir kez daha kıvrılmak suretiyle dörde katlanmıştı. “Hayır” dedim. “Bu dergiler temiz. O sayı oldukça yıpranmıştı. Bugün yayınlarım, yarın yayınlarım diye ortalıkta gezdirmekten eskitmiştim dergiyi” dedim. Odanın muhtelif yerlerinde arama yaptıktan sonra sonunda içinde makyaj malzemelerimin, takılarımın, tokalarımın, kardeşime ait olduğu halde niye benim çekmecemde durduğunu hala bilmediğim bigudilerin bulunduğu; önüne gelenin eline geleni attığı kapalı bölmelerden biri olma özelliğini taşıyan çok amaçlı çekmecemde eski bir Bilim ve Teknik Dergisi sayısının altında bağırsakları dışarı çıkmış, Umut Sarıkaya’nın yazısının olduğu sayfa görünecek şekilde katlanmış vaziyette dergiyi buldum. Ama yazıyı burada yayınlamayacağım. Bütün bu tantana boşuna mıydı, boşuna mı okuduk bu kadar lakırdıyı demeyin sevgili okumayanlarım. Yazıyı burada yayınlamayacağım dedim. Bu, yazıyı parmaklarımla ben yazmayacağım anlamına geliyor. Okumayacağınız anlamına gelmiyor. Yazıyı tarattım. Aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.
Bu kadar cümleyi boşuna kurmadım sevgili okumayanlarım. Okuyun diyorsam gerçekten okumanızı istediğim için diyorumdur. Bu sebeple, lütfen okuyunuz!
http://img269.imageshack.us/img269/7152/canerika.jpg
"Can Erik", 27 Mayıs 2009, Sayı: 2009/22, No: 091, Uykusuz Dergisi
Özgün İçerik Kodu: F70C1946738363BBAFF620ABE314CB619BEBF411
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder