Bazı insanların çıplaklıkla özgürlük arasında kurdukları ilginç ve yüzeysel bir bağ var. Çıplaklık özgürlük üzerinden sanata girerse bu bağ iyice kuvvetleniyor. Çıplaklığın ülkemiz üzerindeki tetikleyici etkisi belli. Bu şartlar altında sanat için soyunmak ya da özgürlük adına çıplaklaşmak tepkilerle dolu bir süreci de beraberinde getiriyor. Çoğu sanat ve özgürlük savaşçısı çıplaklıkla porno arasındaki o ince çizgiyi kaçıran hatta bilinçli olarak o çizgiyi geçirip işi ticarete döken uygulamaların savunucusu olsalar da onların neyi savunduklarını anlayabiliyor ve bazen bir oyunun parçası haline geldiklerini göremedikleri için onlara kızmıyorum. Ama kızmamam susacağım anlamına da gelmiyor.Çıplaklığın özgürlükle bağdaştırıldığı iki anlayış, özgürlük ve sanat, aynı zamanda modernite denen ilginç kavramın birer kolu. Daha doğrusu geri kalmış güzel ülkemizde modernliğe, çağdaşlığa uygunluk belirli başlıklar altında çıplaklık üzerinden ölçülüyor. Yukarıda da bahsettiğim üzere bizimki gibi muhafazakarlıktan açılan toplumlarda, toplumun bazı kesimlerinde şiddetli içe kapanış bazı kesimlerinde de sonradan görmelik yaşanması normaldir. Bu iki kesim çatışa çatışa birbirine saygı duymayı zamanla öğrenir. Ama hayat bayram olana kadar çok ciddi çatışmalar yaşanır. Herkes kendi doğrusunu savunur. Bu çatışmalarda muhafazakar kesim dini muhatap almayanlara nedense hep dini referans olarak gösterir. Dini inançlarına bağlı olsalar bile muhafazakarlar gibi hayatı din referansında yaşamayan insanlara kendilerini din çerçevesinde ifade etmekte ısrarcı olurlar. Halbuki bu davranış, bütün ifadeleri ve savunmaları boşa sallamaktır. Karşıdaki için hiçbir şey ifade etmeyecektir. Batı’ya çıplaklıkla entegre olmaya çalışan kesim ise bir çatışma söz konusu olduğunda hep aynı yere saldırır: “Siz kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıyorsunuz!” Muhafazakarların kadınları örtmesine karşılık onlar da kadınları soyma yoluna giderek cevap vermeye çalışırlar. Dikkatinizi çekerim, bu modernlik-muhafazakarlık kavgası kadın üzerinden devam eder.
O zaman soralım, neden özgürlükler hep kadın bedeni üzerinden? Nedense kimse çıplak erkek bedenleri üzerine özgürlük tezleri geliştirmiyor. Özgürlükse özgürlük kardeşim, o zaman erkeklerin çıplaklığı da teşvik edilsin ki bu çifte standart ortadan kalksın! Diyorsanız ki erkekler çıplak olunca daha özgür olmazlar, bunun onunla ilgisi yok. Mevzu çıplaklık mevzusu değildir. O zaman sevgili kardeşlerim ne alıp veremediğiniz var çıplaklıkla? İki uç noktadaki tezleriniz neden hep çıplaklığın dereceleri üzerinden yürüyor? Aynı durum toplumsal alandan çıkıp sanatçı algılarına dahil olduğunda da benzer sorunlar sanatta ortaya çıkıyor. Sanata saygımız var da sanatın kadına saygısı yok mu? Neden sanatta çıplaklık hep kadın bedeninin çıplaklığı üzerinden tartışılıyor? Neden sanatta çıplaklıkla ilgili sansasyonlar, çıplaklığa karşı olanlar, çıplaklığı savunanlar, kadın bedeni üzerinden harekete geçiyor? Sanatın engellenmesini protesto ederken bir kadının çıplaklığı sergileniyor da neden bir erkeğin çıplaklığı bu protestonun bir aracı haline getirilmiyor? Sanatçılar çıplak kadın çizme özgürlüklerini savunurken neden çıplak erkek çizme özgürlüklerini de savunmuyorlar? Erkeklere neden haksızlık yapıyorlar? Onlar da istemez mi ressamlar erkekleri de çıplak resmetsin, sansürlendikleri zaman sanatçılar onların da hakkını savunsun(!)
Sanata sansüre gösterilen tepkinin ille de kadın çıplaklığı üzerinden olması düşündürücü ve bence erkek egemen toplumun da bir göstergesi. Aynı zamanda aydın olduklarını sanan/iddia eden sanatçıların bile (aksi istikamette de olsa) ne kadar bağnaz olabileceklerine bir kanıt teşkil ediyor.
Ben, çıplakla - özgürlük arasındaki bağıntıyı, fonksiyonu, korealasyonu anlayamadım sevgili okumayanlarım. Kıyafet özgürlüğü de nihayetinde dünyada büyük-küçük tekstil firmalarının ürettiklerine bağlı. Tekstil fabrikalarının hepsi renk renk, desen desen, boy boy çarşaf üretirse kıyafet özgürlüğü çarşafa bağlı olur, mayo üretirse mayoya bağlı olur. Dönemin şartlarına, sermayedarların keyfine, stilistlerin zevkine bağlı olarak değişen bir anlayışı özgürlük olarak algılamak, kıyafette özgürlüğü başkalarına bağlamak demek ki zaten kıyafette özgürlük kavramı feci halde topluma, yaşanılan coğrafyaya, içinde bulunduğumuz döneme, başkalarının algılarına ve anlayışına bağlı. Şimdi mesela ben size Kraliçe II. Elizabeth'in elbiselerini getirsem, "Bak bunun göğüs dekoltesi harika" desem o elbise sizi özgürleştirmez mi? Niye özgürleştirmesin canım, II. Elizabeth onu giydiği dönemde gayet özgürdü. Erkeklere uçları fistolu uzun donlar versek uzun pelerinlerinin altına giymeleri için, ayaklarına da dizlerine kadar uzanan botlar versek özgürleşmezler mi? Neden canım, soylular o zaman gayet özgürdü.
Değiliz kardeşim, hiçbirimiz kıyafet konusunda özgür değiliz. Her sezon nerelerinizi örtüp nerelerinizi açacağınıza, vücudunuzun hangi hatlarını belli edip hangilerini saklayacağınıza, hangi iç çamaşırlarının cinsel hayatınızı süsleyeceğine, hangi renkler içinde ruh halinizin değişeceğine moda denen tek dişi kalmış canavar karar veriyor. Hala kıyafete özgürlük diye kendinizi kandırıyorsunuz. En yakın alışveriş merkezine gidip 42 beden üstü kıyafet arayın, kıyafet seçiminde hiç de özgür olmadığınızı göreceksiniz!
Kadın ne giyerse giysin söyleyecek bir sözü olan zihniyet. Biliyorum aranızda çok sayıda kadın da var. Sözlerim o kadınlara da aynı zamanda. Bir an önce başkalarının hayatlarına burnunuzu sokmaktan vazgeçin. Burnunuzu soktuğunuz her ortam çiçek kokmayabilir, dikkat edin. "Bana rastlamayın" uyarısı ve temennisidir de bu aynı zamanda.
Rahat bırakın kadınların kılık kıyafetlerini. Son verin artık şu müdahalelerinize. Yoldan çekilirseniz zaten kadınlar kıyafetler için birbirlerini yerler yani siz merak etmeyin!
Özgün İçerik Kodu: 3F8BD723632892DA32E68350B2E0604D371A55FA
Şu kıyafet konusunda özgür olmayışımıza sonuna kadar katılıyorum. Bana uymayan ve sevmediğim bir tarz moda olunca herkes kızılay dağıtmış gibi aynı şeyi giyiyor, hoşlanmıyorum ve alternatifim olmuyor. Deliriyorum.
YanıtlaSilBenim kişisel zevkime göre neden bir şey satılmaz veya ben niye onu her yerde aramak zorunda kalırım deli gibi?
Başka bir konu, geçen gün şort almak istedim x mağazasında bedenlere bakıyorum 38in beli olmuyor 40'ın bacağı bol geliyor..Son bedende 38miş 40 üretmiyorlarmış. Neden 40 yok dedim, 40 olan da bunu giymesin cevabı aldım:)Özgürlük nerdeymiş şimdi? :)
Son olarak..kapalılık ve açıklık bağlamında yargılamayın insanları..rahat bırakın rahat..