E-posta zincileri ile internet kullanıcıları arasında gezen bilgilendirme e-postaları yaşı, eğitim durumu, sosyo-ekonomik sınıfı fark etmeksizin okuduğuna inanan ve inandığını paylaşan kitleler yarattı. Bu güç öyle büyüdü ki, artık rakiplerini e-posta zincirleri ile alt etmeye çalışmak firmaların pazarlama stratejileri arasına girdi.
E-posta zinciri hastaları ve e-posta adresi toplayıcıları her okuduğuna inanmayanları da inandırabilmek istiyor. Bunun için de yeni yöntemler geliştiriyor. Bu yöntemlerden biri yazdığınız yazının sonuna ünvanı ve bilirkişiliği olan birinin adını ve telefon numarasını eklemek. Diğer bir yöntem ise yazdıklarınızı fotoğraflarla desteklemek. Hatırlarsınız, hastanede yatan ve ameliyat için bekleyen bir çocuğa yardım talep eden e-posta zincirlerinden birinin altına bir doktorun asistanının adı ve numarası yazılmıştı. Sonra bu asistan haber olmuştu; kendisini arayanlara e-postada yazılan bilgilerin doğru olmadığını anlatmaktan yorulmuştu. Posta kutularımıza düşen şeriat kurallarına göre cezalandırılan bir çocuğun fotoğraflarını ikinci yönteme örnek olarak verebiliriz. Hırsızlık yapan küçük bir çocuğun kolu üzerinden kamyonla geçilerek çocuğun hırsızlık yaparken kullandığı kolu eziliyordu. Kare kare fotoğraflanmış bu olayda çocuğun kolunun kopuşu, akan kanlar da görülebiliyordu. Herkes bu e-postayı birbirine gönderiyor ve bunun bir vahşet olduğunu, şeriatın işte böyle bir şey olduğunu, 2000’li yıllarda İran’da bunların yaşandığını yazıyordu ve onlara benzemememiz için dikkatli olmamız konusunda uyarıyordu. Sonradan bu fotoğrafların İran’da pazarda gösteri yapan bir baba-oğula ait olduğu ortaya çıktı. Haberde, bize gelen e-postalarda yer almayan gösteriden sonra ellerinde malzemelerle ayağa kalkan baba ve oğlun gülen fotoğraflarına da yer veriliyordu. Kaç kişi inanmıştı bu e-postaya?
İnternetten herhangi bir fotoğrafı alıp hayal gücümü kullanarak o fotoğraf üzerine ne hikayeler yazabilirim. Hal böyleyken insanlar, altında bir doktorun adı var diye her okuduklarına nasıl inanabilirler? Fotoğrafları var diye altında yazanlara nasıl inanabilirler? Bunu yapanların eğitim seviyesi düşük kişiler ya da ev kadınları olduğu yanılgısına düşmeyin. Ne çalışan insanlar, ne üniversite mezunları ve hatta ne bilinçli insanlar var ki inandıkları ve paylaştıkları kaynaksız haberlere rastlıyoruz. Elbette politik görüşü olan ve bunu kitaplara dayanarak savunan birinden, bir mühendisten, bir mimardan, bir doktordan kolanın içindeki zararlı maddelerle ilgili e-postalar gelmiyor. Onlardan gelenler daha ciddi, daha politik, daha tarihi bilgiler. Ama kaynaksız. Altına rastgele birinin adı yazılmış, doğruluğu meçhul fotoğraflarla süslenmiş, doğru bilgilerle, kanıtlarla ya da resimlerle desteklenmiş olanları bile hazırlayanın isteğine göre keyfi biçimde önemli noktaları atlanarak hazırlanmış asparagas haberler.
Eğer hala bilimin üstünlüğüne inanan, hurafelere kulak tıkadığını iddia eden kendini bilinçli vatandaş sayan kesimden olma özelliğinizi korumak istiyor ve ne mal olduğunuz ortaya çıkmasın istiyorsanız bu tip e-postaları geldiği anda ya siliniz ya da çok merak ediyorsanız bir zahmet araştırınız. Eğer yapabiliyorsanız üzerinde biraz da düşününüz. Ne kadar sorgulayıcı bir karakterinizin olduğu fark etmez, unutmayın ki inandıklarımız karşısında hepimiz körleşebiliriz.
Bir kaç yıl önce gazetede bir karikatür görmüştüm. Genç bir kadın yüzünde delirmiş gibi komik bir ifade ile bilgisayar kullanırken çizilmişti. Karikatür üzerinde hatırladığım kadarıyla şunlar yazıyordu:
“Üniversite mezunuyum, çok iyi bir işim var, yöneticiyim ama hala mail forward ediyorum.”
Özgün İçerik Kodu: 6B267EF1F48E4FC3337E03104704B1054798E19C
10 Nisan 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder