Ne kadar yabancısınız bu kalabalık içinde bana. Aranızda oturmuş camdan dışarıyı seyrederken ben, ne kadar da ayrıyız birbirimizden. Neden güldüklerinize gülmediğimi, neden aranıza girmediğimi, yorucu ilişkilerinizde neden tükenmediğimi bir anlayabilseniz. Yanınızdayken yanınızda olmayışımı hissedebiliyor olsanız anlayabilirdiniz belki. Bilseniz ne kadar yoruyor beni birbirinizle yarışmanız. Sanki ait olmadığım bir dünyada sürekli koşan insanlar arasında sürükleniyorum sağa sola. Tökezleyip düşüyorum bazen aceleniz yüzünden. Düştüğümde kalkmama yardım eden birkaç kişi var yanımda elbet. Ama ben kalkmak istemiyorum ki. Kenara çekilmek ve bir köşede yaşlanmak istiyorum. Ne zaman yoldan çekilmeye fırsat bulsam, aranızdan sıyrılmaya çalışsam kollarımdan çekerek aynı maratona sokuyorsunuz beni yeniden. Dalıp dalıp gitmelerim bundan. Öfkeli kalabalığınızın abartılmış her duygu ve hareketine karşı durmaktan yorgunum. Suskunluklarım gereğinden fazla konuşmalarımın sonucu.Riyakarlıklarınızı biriktiriyorum sepetimde. Sepetin dolmasını bekliyorum her seferinde. Dolmasını ve daha fazla riyakarlık kabul etmeyeceği zamanları bekliyorum. Oysa gittikçe derinleşiyor; her yeni gelen karıştığında diğerlerinin içine, sepetin içi daha da derinleşiyor. Ağırlaşıyor gün geçtikçe. Ne zaman içinizden birinin karşısına geçsem ve gülümsesem hesapsız, sepetin içinden fırlıyor riyakarlığınız. Ellerimi, kollarımı aşarak yüzüme tırmanıyor, dudaklarımın kenarlarından aşağı doğru çekmeye başlıyor. “Gülme” diyor, “Gülemezin. Unutma. O bir riyakar”. Gülümseyemiyorum daha fazla. Gözlerime perde iniyor ve bakışlarım karşımdakini de delip geçiyor. Kulaklarım duymaz oluyor. Parçası olamadığım bir dünyanın merkezine düşüyorum. Her seferinde sanki rekabet yüklü dünyanıza gözlerimi yeni açmışım gibi düş kırıklığını yeniden tadıyorum. Direnmekten yorulduğumda, doldurduğunuz sepetin içine tıkıp sizi, ateşe vermek istiyorum hepinizi. Bazen kabul edişin rahatlığına teslim oluyor, ihanetlerinizin ağırlığıyla yürümeye çalışıyorum. Bazen de köşeme çekilip sepetimdeki riyakarlıkları çıkarıyorum. Her birini okuyor, hepinizi anıyorum. Acıtıyorum kendimi gerçekliğinizle. Kıymetini bilmediğim ve umarsızca kullandığım varlığım ne kadar acı veriyor böyle zamanlarda.
Sizden olmayana, hesapsız yarışlardan kaçanlara depresif diyorsunuz kendi aranızda. “Biraz da acayip”. Bilmiyorsunuz ki ben sizden değil kavgalarınızdan kaçıyorum. Kalabalıkların arasında hep camdan dışarı bakan ben oluyorum. Bulduğum her fırsatta kenara çekilip sepetimdekileri yazıyorum.Gözlerimi kapatıyorum. Arkamı dönüyorum dünyanıza. Fayda etmiyor. Hızla doluyor sepetime riyakarlıklarınız. İhanetler topluyorum, karşılığında vefa satıyorum. Değerinin çok altında. Çünkü piyasalarda ibreler hep ihanetlerden yana. Kazançlar hep sizin hanenize yazılırken kayıplar hep bana.
Bilmenizi isterim ki yanınızda var olmam kavgalarınızda da olduğum anlamına gelmiyor. Kendi mücadelemde varım ama rekabetinizde yokum. Silin beni listelerinizden. Ben bu oyunda yokum.
Özgün İçerik Kodu: D55FC72E46BA84E19838C390B96A9EE3930A24B7
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder