Baykal bir açıldı pir açıldı. Etrafındaki çemberin gitgide daraldığını, ne yana dönse burnunu kendisine karşı olan birine çarpınca anlamış olmalı. Baykal'ın çarşaflı bir kadına rozet takması haberiyle ilgili kısa bir yazıyı bloguma koyduğumda düzgün bir resim bulmakta zorlanmıştım. Sonra yine olanlar oldu. Bu haber allandı, pullandı, süslü cümlelerle makyajlandı, paketlendi, pazarlandı, skandal olup gündeme düştü. Onaylayanlar, şiddetle reddedenler, şaşıranlar yine birbirine girdi. Baykal bulunduğu yerlerden çok yükseklere uçtu; dün hayır dediklerine bugün resmen evet diyerek ve hatta taze fikirlerini hararetle savunarak açılımına çok feci sahip çıktı. Zaten biliyorsunuz Baykal bir şeyi benimserse o sevdiği şeyle çok fena bütünleşir. Kendinden bir parça bilir. Bir süre sonra da tamamen mülkiyet haklarını ele geçirir. Fakat Baykal bu kez gökte biraz fazla yükseldi. O kadar yükseldi ki şu an yukarılarda oksijen azlığından kafası bir güzel hallere girdi. Hayata başka bir gözle bakmaya başladı.Kemikleşmiş düşünceler 30 yıldır bir gıdım erimediyse artık taşlaşmıştır. Seçimlerin yaklaştığını da göz önüne alırsak ben şaşırmıyorum. Sanmam ki Baykal da bu davranışının bu kadar olay yaratacağını düşünmüş olsun. Benim tartışmak istediğim ve tartışılmasını da hala safça ümit ettiğim Baykal'ın açılımı değil toplumun ve CHP'lilerin bu açılım karşısındaki tutumları. Muhafazakar kesim şaşkın. İnanmakla inanmamak arasındaki yolda oldukları yerde çakılı kaldılar. Kabul etmeye gönül yok, itiraz etmeye sebek yok. CHP'li olup da orta noktada buluşabilenler için çok ciddi bir zihniyet değişimi değildi bu. Çünkü bizzat hayatları içerisinde yaşadıkları, çok sık karşılaştıkları sahneler siyaset kisvesi altında başkalaşım geçiriyordu. Kalanlar ise ayılanlar ve bayılanlar olmak üzere ikiye ayrıldı. Bu açılım ayılanlarda dürtü etkisi yarattı. Bu zamana kadar bu soruna karşı algı, reaksiyon ve hareket mekanizmalarını durdurmuş olanlar biraz irkildiler, ayıldılar ve hemen yeni duruma uyum sağladılar. Olan zaten bayılanlara oldu. Bu arbedede en çok onlar yara aldı, yine canları yandı, ihlal ve iğfal edildiler, sinirlendiler, köpürdüler, fenalıklar geçirip bayıldılar. Dumanları hala buradan görülüyor. Dumanlar Baykal'a da ulaşmış olacak ki oksijen yetmezliğine karbondioksit şoku da eklenince iyice coştu. "Size birisi gelip, 'partinizin ilkelerini benimsiyorum' diyorsa ve kendisi de 'kılık kıyafetimden kaynaklanan bir engel düşünür müyüz?' diye soruyor ise, benim ona 'sen git kıyafetini değiştir, öyle gel' demem ne sosyal demokrasiye sığar, ne CHP'nin insana saygı anlayışına sığar. Ne de laikliğin icabıdır" demeye başladı. Güzel cümleler; ama keşke gerçek olsa. Televizyonda görünce bir an Baykal nihayetinde Erdoğan'ı devirmiş ve AKP'nin başına geçmiş sandım. Bir yanına Kemalizm'i bir yanına dini almış bir Baykal, kürsüde büyüdü de büyüdü. Sonra gördüm ki insanlar Kemalizm kılıfına uydurarak neler neler yapmaya muktedir?! Korktum. İran olmaktan, Malezya olmaktan hatta tarihte bir ilk olmaktan korktum. Televizyonu kapadım. Kaçtım yani. Yeni Baykal'dan biraz da ürktüm tabi.
Allah muhafaza Baykal bir de dinci olursa, vay o zaman halimize!
Özgün İçerik Kodu: 99314854686E73217AEB0EF8C95E799752BD2138






