Bir grup aydının Ermeni soykırımı iddası ile ilgili olarak başlatmış olduğu özür diliyorum kampanyasıyla ilgili çok sayıda fikre, sinir krizine, buhranlara, yazılara hemen hemen her gazetede rastlamak mümkün. Bu konuyla ilgili fikirlerimi belirtmek istediğim bir yazı yazmayı planlıyordum. Fakat sabah işyerinde kahvaltımı yaparken okuduğum bir haber, bu planımın önüne geçti. CHP'li milletvekili Canan Arıtman bugüne kadar yaptığı enteresan çıkışlarla hep ilgimi çekmişti. Çıkışlarına, savunduklarına zaman zaman katıldıklarım oldu; fakat aynı görüşü paylaştığımız meselelerde bile bir yolunu bulup enteresan davranmayı başardı. Özür diliyorum kampanyasını son derece zararlı bulduğunu ifade eden Arıtman, Cumhurbaşkanı Gül'ün "Her görüşün tartışılabilmesi devlet politikasıdır" şeklindeki şaşırtıcı (çünkü ve yani Erdoğan'dan farklı) yorumunu da değerlendirmiş. Gül'ün etnik kökeni hakkında öğrendiği gerçekleri biz zavallı bilgisiz, dünyadan habersiz halka ifşa etmiş ve Ermeni soykırımı savını destekleyenlere "SEN ERMENİ MİSİN?" diye sorarlar demiş. Gazetede yayınlanan haberde tüm bu gelişmelerin ardından Murat Yetkin'in Canan Arıtman ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin ayrıntılarına yer verilmiş (19.12.2008, Radikal Gazetesi). Canan Arıtman sorulan soru üzerine cumhurbaşkanının etnik kökenin önemli olmadığını söylemiş. Murat Yetkin buna karşılık "Neden gündeme getirdiniz?"sorusunu sormuş. Canan Arıtman'ın ise cevabı ibretlik: "Bu bilgiye uzun süredir sahip olmama rağmen dile getirmedim. Hatta 'dindar cumhurbaşkanı kampanyasında' bile dile getirmedim. Ama şimdi getiriyorum."Yani diyor ki Canan Arıtman, dindar bir Cumhurbaşkanı'na bile tahammül edebilirim ama Ermeni kökenli bir Cumhurbaşkanı'na tahammül edemem. Dini inancını ortaya koyarak siyasette tutunduğunu düşündüğüm birine Cumhurbaşkanlığı'na kadar çıkan yolunda, Ermeni kökenli olduğunu açıklayarak çelme takmam. Bu durum Ermeni kökenini korumaya kalkışırsa değişir! Dindar bir Cumhurbaşkanı'nı Ermeni kökenli bir Cumhurbaşkanı'na tercih ederim. Gerekirse bu topraklarda bir şeriat devleti kurulmasına bile göz yumarım; ama bir Ermeni'den özür dilenmesini kabul edemem, hemen açıklarım! Sanırım şu aralar Canan Arıtman, Gül'ü dini kullanarak alt etmenin Türk halkında ters teptiğini anlamış olmalı. Şu an ise şansını etnik kökenden yana kullanıyor.
Devlet eliyle, Atatürk'ün arkasına sığınılarak habire sınırları genişletilen dayatmalar rol model alınan AKP'li vekiller ve bakanlar üzerinden dini inanç yoluyla dayatılamayınca, benimsenen yaygın mantık işleyiş tarzına göre etnik kökene saldırılması kaçınılmazdı zaten. Halkımız dinine sahip çıktığı gibi etnik kökenine de sahip çıkacaktır. Böylece hayali kurulan, gece gündüz durmadan düşünülen, uykuları kaçıran büyük ideal için önemli adımlar atılmış, darbe için gerekli ortamı oluşturma imkanı elde edilmiş olacaktır. Halkın sahip çıkmayacağı bir darbe ile sıkı yönetim yasalarının darbeden yıllar sonra bile rahatça uygulanabileceği bir ortam yaratılamayacağı çok açıktır. Darbeye sıkı destekçiler bulunabilecek bir ortam, ancak halkın dinine ya da etnik kimliğine saldırıları susturabilen güçlerin sorunlara "el atmasıyla" oluşabilir. Ancak bu şekilde sorun çözücü güçler kurtarıcı gibi algılanabilir. Kurtarıcılık sevdasına kapılmış olanlar da, din konusuda kurtarıcı değil aksine saldırgan konumuna düştüklerinin farkında. Ama etnik kökenle bunu başarabileceklerini de biliyorlar. İlk destekçi grupları çıktı sayılır. Devamı da gelir. Ama şunu unutmamalılar: Tarih onları affetmeyecek. Bugüne kadar kimseye kıyak geçmedi, onlara da geçmeyecek. Ve ben, yaptıklarının tarih tarafından bir bir ortaya çıkarıldığını kendi gözlerimle göremeyecek olsam dahi biliyorum ki benden sonra birileri mutlaka görecek. Tıpkı benim öncekileri gördüğüm gibi.
Not: Bu yazı çürük elmalara ve onların destekçilerine, düşünmekten yoksunlara, ezbercilere, tabu inşaa uzmanlarına, tabu duvarlarına çarpa çarpa kafatası parçalananlara, dinlemesini bilmeyenlere, kitap yalamış cahillere, güç sevdasında olanlara, gösteriş meraklılarına, kuklalara, kopyalara, önyargı sevdalılarına, farkındalığı düşük yuvarlanıp gidenlere, her okuduğunu gerçek sananlara, bir doğru söyleyeni hep doğru söyler sananlara ve benzerlerine adanmıştır. Yani üzerine alınıp alınmamak sana kalmıştır. Yazıyı okuyunca vereceğin tepkiyi bir ölçüm cihazına bağlayarak hangi gruba dahil olduğunu ya da bir gruba dahil olup olmadığını rahatça anlayabilirsin. Yani, ben demedim. Sen anladın.
Özgün İçerik Kodu: EAE5BC4C8CD214F2BD1C825238FEDDA6C67B48BC
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder