10 Aralık 2008 Çarşamba

Ikınsu Aramıza Dönüyor

Çok kültürlü bir millet olmanın seçme bolluğu içerisindeyken yüzümüze ihtiyaç duyduğumuz boyaları sürüp yeni bir kültür için hazırlandık. Gelin görün ki bu yeni kültürü içselleştiremedik, benimseyemedik, özümseyemedik, eskisiyle hiç birleştiremedik. Haliyle giyindiğimiz yeni kültür Batı’nın kötü bir imitasyonu olarak üzerimizde kalakaldı. Şu an da halen çenelerimizden bizi sıkı sıkı kavrayan bir kuvvetle makyajı akmış yüzümüzü zorla Batı’ya sergiliyoruz. Fakat Batı’yı gördüğümüz söylenemez. Yalnızca kitlelerin kendisinden olmayanı hızla ötekileştirdiği bir dünyada dış görünüşüyle aşağılanmaya mahkum bir fil-adam gibi sergileniyor ve pazarlama malzemesi haline geliyoruz. Tüm bu bölünmüşlük içerisinde hala bir kültür arayışı içerisindeyiz. Öyle ki bu arayış ve sorgulama, herhangi bir konu üzerinde düşünmekten aciz kimseleri bile bir yerde durma çabasına itti.

Önceleri ağzımızdan salyalar akarak tükettiğimiz Batı kültürü artık tıkanma noktasına geldi. Entegrasyon hataları meyvelerini verdi ve artık Batı kültürü Türk toplumunda travmalar yaratmaya başladı. Bu sebepledir ki hayatta sahip olduğu tek şeyle; parayla kültür satın alanlar bile yavaş yavaş günlük hayatlarını, eğlence kültürlerini, varlık sebeplerini bir kalıba sokma ihtiyacı içerisine girdiler. Önceleri kendi eğlence anlayışlarına yönelik Batı tipi eğlence merkezlerine, barlara gitmeyi tercih eden Ikınsu’lar, Batıkan’lar her gün Cadde’ye inmekten sıkıldılar. Paralarını harcarken diğerlerinden farklı bir şeyler yapabilecekleri ortam arayışına girdiler. Bu arayış sonunda tavla-nargile ekseninde pahalı ve karma bir kültür yarattı. Osmanlı motifleri kafelerde yer almaya; modern tasarımlı masalar, sandalyeler yerini taburelere, divanlara terk etmeye başladı. Tophane, nargile kafeleriyle pahalı bir eğlence merkezi haline geldi. Sultanahmet ise caddeci gençliğin beklentilerinin altında kalacak kadar alaturkaydı. Ayrıca çok kültürlülük arasında sığınacak bir liman arayışında, Sultanahmet bu arayış için fazla kültürü kapsıyordu. Batı kültürüne bir cadde boyunca hakim olup onu hızla tüketen gençlik, kültür yozlaşmasına direncin son ayağını oluşturarak kendi Tophane kültürünü yarattı. Bu da zaten “Neden Tophane?” sorusunun müdavimleri tarafından karşılanabilen mantıklı bir cevabı olmamasını açıklamaya yetiyor. Gözlemlerime ve fikrime dayanarak söylüyorum: Tophane çünkü Selinsu kendi kültürünü arıyor; Keremcan özüne dönmek istiyor. Ikınsu haftanın 6 günü Converse giyerken en azından bir günü boynuna ananesinden kalma bir tülbent bağlayıp artık kendi olmak istiyor.
Yani Tolgacan artık aramıza dönüyor.

Bugün tavla ve nargile kültürünü paylaştığımız Ikınsu ile yarın başka değerleri paylaşmayacağımızı kim bilebilir?

Yoksa değişim mi başlıyor?

Özgün İçerik Kodu: 0848ACA60419AC8D17BEDD7AEB666D7D664A4E7B

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder