Bilgisiz, 2009 yılı vaatlerini anlatan bir yazı yayınlamış ve benimkileri sıralamam için pası bana atmış. Bir süre vaat edilebilecek bir şeyler aradım durdum. Fark ettim ki vaatsizlik-belirsizlik halinin temelinde umutsuzluk yatıyor. Umudun olmadığı yerde vaatlerden bahsetmek ise anlamsızlaşıyor. Yaşadığım şu dünyada, şu zamanlarda hayatta neleri anlamlandırmam gerektiğiyle ilgili iç-bedeller ödüyorum fazlaca. Çünkü o kadar çok anlamsızlık içerisinde anlam bulmak zorunda kalıyorum ki, anlam yüklemek istediğim değerlerin hangilerinin uğrunda ne kadar bedel ödemem gerektiğine karar vermek zorunda kalıyorum. Üstelik bu karar verme mekanizmasını çalıştıracak birikimden, herkes gibi ben de yoksunum. 10 adımda hayatı kolay yaşamanın yollarını anlatan kitaplar yazılamayacak çünkü. Hayatı kendi başına yaşamak zorundasın. Bu, vicdani yükün altında tek başına kalmak demek oluyor aynı zamanda.Geride bıraktığımız yılın toplumsal buhranları, kavgaları, inatlaşma ve atışmaları, baskılar, hiç uğruna ölümler, ekonomik krizler, emeklerin sömürülmesi, uğraşların karşılığını bulamaması gibi kötü anılar deposuna gönderilebilir tüm yaşanmışlıklar önceki senenin yorgunluk yükü altında sırtıma biniyor. Her sene bu tür kötü anıların önceki yılda kalması ve yeni yılın bunlardan uzak kalmasını arzularız. Her sene aynı dilekler dile getirildiğine göre aslında bu temenniler boşa gidiyor diyerek umut katletmek istemiyorum. Fakat ne yazık ki dünyanın neresinde olursa olsun, hangi toplum kesimini ilgilendirirse ilgilendirsin birey bazında daha esnek olabilen hoşgörü sınırları, toplumsal direnç ile birlikte sertleşiyor ve gittikçe keskinleşiyor. İşte böyle bir dünyada umut etmek ütopik hayaller hanesine durmadan sayı kaydediyor. Ama umut etmek yine de güzeldir, bilirim. Ayakta kalmanın her şeye rağmen umut etmekle mümkün olduğu bir gerçektir. Ama umudun tüm olumlu çağrışımlarına rağmen ne kadar acı verebileceği de bunun karşısında duran başka bir gerçektir. Umut ile hayat arasında yaşanan güç gösterisinde, umut etmenin hayatta bıraktığı acı tat hepsine üstün gelir ve umut etmeye devam edilir.
Yeni bir yıl için beklentilerimin gerçekler karşısında ezildiği, 40 kuruş daha ucuz ekmek almak için sabah 04:00’te sıraya girip ayazda kalp krizi geçirip ölen işçi emeklisinin, kriz halinde ilk kovulacaklar arasına girenlerin, her kriz zamanı “Bana sıra gelene kadar kovulması gerekenler” listesi oluşturan çalışanların, bu listelere giren en yakın arkadaşların, karanlıkta oturarak tasarruf yapanların, doğalgaz faturaları yüzünden sobaya dönüş yapanların, yorgan altında ısınanların, borcu yüzünden kendini öldürenlerin, çocuğunu dersaneye göndermek için üç kuruşa çalışmak zorunda kalanların, kontrol edemeyecekleri değişimler yüzünden işsiz kalanların, sınırda soğukta gece nöbeti tutan askerlerin, Filistin’de katledilen insanların, öldürülen çocukların, yok edilen hayatların, hayatta kalma mücadelesi verenlerin, nefes almak için çırpınanların, mahalle baskıları ile ötekileştirilenlerin, sistematik baskılar ile görmezden gelinenlerin gerçekleri altında ezilen umudumun nefes almaya çalıştığı bu kaos ortamında, tek vaadim mücadeledir.
Vaat edebileceğim tek şey hak davasına kısık da olsa fazladan bir ses daha katmaktır. Haksızlığın ve adaletsizliğin karşısında durmak, tüm bu anlamsızlıklar dünyasında hayata anlam kazandırmak, mücadeleye dair ufak bir adım dahi atmak, işi bitince sırtını dönüp gidecek olan çıkarcı gruplara ve baskıcı uygulamalara terk edilemeyecek kadar değerlidir. Ve bu mücadele, bir o kadar da vicdanidir.
Yine de herkese iyi bir yıl dilerim.
Acıyı göze alıyorsak, umut etmeye devam edelim.
Özgün İçerik Kodu: AE99EB449F7D4BDD37BBFA2302C115A3A32D74FE
çok hoş bir yazı. buna istinaden umut dolu bir yıl dilerim.
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
YanıtlaSilUmut etmeye devam =)