Tartışmalarla, ağır eleştirilerle gündemde yer tutan Mustafa filmine (belgeseline) geçtiğimiz günlerde gitme şansını yakaladım. Bu filmde Can Dündar belgesellerinde alışık olduğumuz tipik duygusal sahnelere ve gözyaşlarına şahit olmadım. Karşılaştığım bu üslup farkına şaşırdığımı söylemeliyim. Olumsuz eleştirileri okumuş olmama rağmen filme mümkün olduğunca tarafsız yaklaşmaya çalıştım.Filmde kesinlikle yönlendirme, taraf tutma, çarpıtma sezmedim. Aksine; olaylara ve konulara tarafsız bir yaklaşımla ve düşündürücü bir etkiyle karşılaştım. Film boyunca düşünmekten kendimi alamadım. Olaylar ve belgeler, belgeselde çift taraflı düşünme; sorgulama; çapraz yargılama imkanı sağlayacak kadar eşit yaklaşımlı sunulmuştu. Bu belgeseli tabuların yıkılması ve sorunların çözümüne katkı sağlaması bakımından son derece faydalı, farklı ve değiştirici buluyorum.
Değişime, gelişime direnenlerin çıplak kalma korkusu yüzünden bu filme bu kadar haksız eleştirilerle yaklaşmalarını anlamak çok güç değil. Ama kemalizmi din haline getirmiş ve bu dini yasalarla koruduğunu sananlar bilmeliler ki Atatürk'e en çok zararı kendileri veriyor. Kör savunucular görmeliler ki peşlerinden gittikleri sözde kemalist liderler Atatürk'ü ve kendilerini kullanıyor. Tabi ki bazı şeyler kimilerinin işine gelmeyecek, bazıları korkacak, bazıları kaygılanacak. Atatürk'ü kullanan, kemalizm arkasına sığınıp gerçek Atatürk dostlarını da peşlerinden sürükleyen içten pazarlıklı, fırsatçı kişilere açıklama yapmaya gerek yok aslında. Çünkü onlar da yaşanan durumun farkındalar ve bu ortam büyük oranda onlar tarafından oluşturuluyor. Sorgulamanın, hakaret etmeksizin soru sormanın kişinin değerini kaybettirmeyeceğini aksine daha faydalı olacağını; ölümünden 70 yıl sonra bile yaptıklarını, yapacaklarını, yapabileceklerini tartışmakla dahi ne kadar yol alınabileceğini bildikleri için direniyorlar gelişime. Çünkü çözmek bir yana sorun üretmek onların asıl işi.

Bu ortamda seslenilecek ve konuşulacak kesim; bu tip insanlara inanıp Atatürk sevgilerinin, inançlarının ve kendilerinin kullanılmalarına izin veren Atatürk ve Cumhuriyet sevenleridir. Ördüğünüz duvarlarla, üzerinde düşünmekten kaçındığınız ve başkalarının düşünmesi halinde hainlikle suçladığınız tabularınızla Atatürk'e, onun yaptıklarına, bu ülkeye ne kadar zarar verdiğinizin bir farkına varabilseniz. Üzgünüm bilmelisiniz ki bugün Atatürk'ün içki içiyor olmasından anlamsız sonuçlara varan kesimi siz yarattınız. Peşinden sürüklendiğiniz çıkarcılar değil; bizzat siz yarattınız. Siz düşünmeye bu kadar direnirken başkalarından düşünmesini nasıl beklersiniz? Siz tabularınızı başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışırken başkalarından sizin tabularınızı sevmelerini nasıl beklersiniz?
Kendinizle yüzleşmenizin vakti çoktan geldi. Yarattığınız bu toplumla, gerçek olmaktan uzak hatasız lider anlayışınızla, sürekli toslayıp durduğunuz duvarlarınızla mutlu olabildiniz mi? Parçası olduğunuz bu bölünmüşlükler ülkesinde sınır bekçiliği yapmakla sorun çözebildiniz mi? Bu ülkeyi düşünmeyen, sorgulamayan, kabul eden ve 85 yıldır bir ezberi anlamını bile düşünmeden tekrarlayan yönteminizle daha yaşanılır bir hale getirebildiniz mi? Bahanelerle doldurduğunuz savunmalarınızı yüksek sesle okuyarak gerçekleri değiştiremediğinizi; yobaz dediğiniz kesimden hiçbir farkınızın kalmadığını hala göremediniz mi?
O zaman hepimize geçmiş olsun.
Özgün İçerik Kodu: DC5CB167A3A92F8313B3CC34363410AADFAB7CDD
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder